Hamas'ın İsrail'e 7 Ekim 2023'te saldırı düzenlemesinin hemen ertesi günü Lübnan Hizbullahı, güney sınırından "destek cephesi" adıyla İsrail'e roket ve topçu ateşi açtı.
Böylece İsrail'in Gazze'ye saldırıları, Lübnan-İsrail sınır hattını da doğrudan etkisi altına aldı.
Yaklaşık 11 ay boyunca süren "kontrollü gerilim" dönemi, Eylül 2024'te çağrı cihazlarının patlatılması, Hizbullah liderliğinin tasfiyesi ve İsrail'in kara saldırılarıyla yerini tam kapsamlı bir savaşa bıraktı.
Lübnan Sağlık Bakanlığı verilerine göre savaş döneminde 4 bini aşkın kişi hayatını kaybetti, 1,9 milyon kişi yerinden edildi. 27 Kasım 2024'te ABD arabuluculuğuyla sağlanan ateşkes anlaşması kısa sürede defalarca ihlal edildi.
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki 5 stratejik noktadan çekilmeyi reddetmesi ve saldırılarını sürdürmesi yeni bir tırmanmanın fitilini ateşledi.
2 Mart 2026'da yeniden alevlenen çatışmalarda, Lübnan Sağlık Bakanlığı'nın açıklamasına göre 3 bini aşkın kişi daha hayatını kaybetti. Yerinden edilenlerin sayısı ise 1 milyonu geçti.
ABD arabuluculuğuyla Nisan 2026'da başlayan ve Mayıs'ta 45 gün uzatılan ateşkes görüşmeleri sürerken İsrail saldırıları durmadı, Hizbullah da ateşkes ihlallerini gerekçe göstererek misilleme saldırılarını sürdürdü.
İsrail'in güneyde sürdürdüğü işgal, Hizbullah'ın silahsızlandırılması meselesi ve kalıcı ateşkesin koşulları konusundaki derin anlaşmazlıklar bölgedeki istikrarsızlığı canlı tutmaya devam ediyor.
Hamas'ın İsrail'e 7 Ekim 2023'te kapsamlı saldırı düzenlemesinin ertesi günü Lübnan Hizbullahı, güney sınırından İsrail'e roket ve topçu ateşi açtı.
Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, açılan cephenin "Filistin'e destek cephesi" olduğunu ve Gazze'deki savaş sona erene kadar kapatılmayacağını açıkladı.
Sınır hattında başlayan çatışmalar, Hizbullah'ın kamikaze İHA'lar ve roketlerle İsrail'in kuzeyindeki askeri mevzileri hedef alması, İsrail'in ise savaş uçakları ve İHA'larla Lübnan'ın güneyindeki Hizbullah noktalarını vurmasıyla şekillenen bir "kontrollü çatışma" düzeni içinde yaklaşık 11 ay sürdü.
Lübnan'ın güneyinden yapılan saldırılar nedeniyle İsrail'in kuzeyinde pek çok yerleşimci bölgeyi terk etmek zorunda kalırken hayat büyük ölçüde durma noktasına geldi.
Bu dönemde İsrail, Hizbullah'ın komuta kademesini sistematik biçimde hedef aldı.
8 Ekim 2023'ten Eylül 2024'e kadar İsrail ordusu, aralarında Lübnan - İsrail sınırındaki saldırılardan sorumlu "Nasır Birimi" komutanı Talib Sami Abdullah'ın da bulunduğu onlarca üst düzey Hizbullah ismini öldürdü.
İsrail basınında yer alan değerlendirmelere göre İsrail'in Hizbullah'la tam savaşa girmemesinin başlıca nedenleri arasında Gazze'ye saldırılarına odaklanma zorunluluğu ve olası kayıplar konusundaki çekinceler yer aldı.
Hizbullah cephesinde ise örgütün roket, füze ve İHA kapasitesinin İsrail birliklerine zayiat verdirmesi, Hizbullah'ın caydırıcılık gücünü İsrail kamuoyunda tartışılan bir mesele haline getirdi.
Temmuz 2024'te denge sarsıldı. İsrail ordusu, 30 Temmuz'da Beyrut'a düzenlediği hava saldırısında Hizbullah'ın iki numarası olarak tanımlanan Fuad Şükür'ü öldürdü.
Hizbullah, saldırıya karşılık Tel Aviv yakınlarındaki Mossad ve İsrail askeri-siber istihbaratına ev sahipliği yapan Glilot Üssü'nü 300 Katyuşa füzesi ve 20 İHA ile hedef aldı.
İsrail ordusu, saldırının hava savunma sistemleri tarafından büyük ölçüde önlendiğini açıklarken İsrail basınında topyekûn savaşın "her zamankinden daha yakın" olduğuna dair değerlendirmeler yoğunlaştı.
17 Eylül 2024'te Lübnan genelinde Hizbullah mensuplarının kullandığı çok sayıda çağrı cihazı eş zamanlı olarak patlatıldı.
Lübnan Sağlık Bakanlığı'nın açıklamasına göre saldırıda 2'si çocuk 12 kişi hayatını kaybetti, 300 kadarı ağır yaklaşık 2 bin 800 kişi yaralandı.
Ertesi gün telsizlerin patlatılması sonucu 20 kişi daha öldü, 450'den fazla kişi yaralandı. Lübnan, saldırıyı savaş suçu olarak nitelendirdi.
İsrail, saldırıyı olaydan yaklaşık 2 ay sonra resmi olarak üstlendi. Eski bir Mossad yetkilisinin İsrail devlet televizyonuna verdiği demeçte saldırının 10 yılı aşkın süren bir planlama gerektirdiği belirtildi.
23 Eylül'den itibaren İsrail, Lübnan'ın güneyinin yanı sıra Bekaa ve Baalbek bölgelerine yoğun hava saldırıları düzenlemeye başladı.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, 23 Eylül'de tek gün içinde 492 kişinin hayatını kaybettiğini, 1.645 kişinin yaralandığını açıkladı.
Hizbullah da bu dönemde karşılık olarak İsrail'in kuzeyine yönelik roket ve füze saldırılarını yoğunlaştırdı, örgüt 22 Eylül'de İsrail'e 115 füze fırlattığını duyurdu.
Hizbullah Genel Sekreteri Nasrallah, çağrı cihazı ve telsiz saldırılarını "Lübnan'daki direniş tarihinde eşi görülmemiş büyük bir darbe" olarak nitelendirirken örgütün Gazze'ye desteği sürdüreceğini açıkladı.
Nasrallah ve üst yönetimin öldürülmesi
27 Eylül'de Beyrut'un Dahiye bölgesine düzenlenen bombardımanda bölgedeki 6 bina hedef alındı. Saldırıda Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah hayatını kaybetti.
İsrail ordu sözcülüğü, saldırıda "Nasrallah'ın yanı sıra Güney Komutanı Ali Keraki dahil 20 Hizbullah mensubunun öldürüldüğünü" açıkladı.
Lübnan medyası, saldırıyı "2006 savaşından bu yana Beyrut'un maruz kaldığı en ağır bombardıman" olarak nitelendirdi.
Nasrallah'ın ardından örgütün halefi olarak gösterilen Haşim Safiyuddin, 4 Ekim'de Beyrut'un Dahiye Mahallesi'ne düzenlenen saldırıda hayatını kaybetti.
İsrail Ordu Sözcüsü Daniel Hagari'nin öne sürdüğü ölüm haberini Hizbullah da sonradan doğruladı.
Hizbullah'ın iletişim altyapısı hedef alındı
Saldırılar yalnızca kişisel iletişim cihazlarıyla sınırlı kalmadı.
İsrail savaş uçakları, Ekim 2024'te Hizbullah'a yakın yayın organı Al-Mayadeen kanalının Beyrut'un Dahiye bölgesindeki ofisini 2 füzeyle hedef aldı.
Lübnan resmi haber ajansı NNA'nın haberine göre ofis tamamen yıkıldı.
İsrail ordusu bu dönemde yaptığı açıklamalarda, Lübnan topraklarında Hizbullah'ın "askeri gücünü ve altyapısını yıkmak" üzere saldırıların süreceğini kamuoyuna duyurdu.
Kara saldırıları ve Lübnan genelindeki yıkım
İsrail ordusu 1 Ekim 2024'te Lübnan'ın güneyine yönelik kara saldırıları başlattığını duyurdu.
Saldırılar boyunca ciddi kayıplar veren İsrail, güneydeki onlarca beldeye girdi.
Beyrut'un Dahiye bölgesi başta olmak üzere başkentin farklı noktalarına yönelik bombardımanlar da aralıksız sürdü.
İsrail, Beyrut'un güneyinde gazetecilerin kaldığı bir oteli vurdu ve saldırıda 3 gazeteci hayatını kaybetti.
Gazze'de olduğu gibi Lübnan'da da hastaneler saldırıların hedefi oldu.
İsrail'in Eylül 2024 itibarıyla şiddetlendirdiği bombardımanlar, ülkenin güneyini karadan işgal girişimleri ve Beyrut'taki suikast saldırıları, resmi verilere göre en az 4 bin kişinin hayatını kaybetmesine, 16 binden fazla kişinin ise yaralanmasına neden oldu.
Saldırılar sonucu ülke içinde ve dışında yaklaşık 1,9 milyon kişi yerinden edildi.
27 Kasım 2024'te ABD'nin arabuluculuğuyla İsrail ile Lübnan arasında ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi.
AA'nın ulaştığı 13 maddelik anlaşmada, Lübnan'ın Hizbullah ve diğer silahlı grupların İsrail'e yönelik saldırılarını engellemesi, buna karşılık İsrail'in de Lübnan'da kara, deniz veya havadan herhangi bir askeri saldırıda bulunmaması taahhüt edildi.
Anlaşmaya göre İsrail, Mavi Hat'ın güneyinden 60 gün içinde aşamalı olarak çekilecek, Lübnan'ın resmi askeri ve güvenlik güçleri ise Güney Litani bölgesine konuşlanarak izinsiz silah ve altyapının sökülmesine yönelik yükümlülüklerini uygulamaya başlayacaktı.
Lübnan'da yeni yönetim kuruldu
Ateşkesle eş zamanlı olarak Lübnan'daki uzun süredir çözülemeyen siyasi kriz de kapanış sürecine girdi.
9 Ocak 2025'te Genelkurmay Başkanı Joseph Avn, mecliste yapılan oturumun ikinci turunda 99 oy alarak 2 yılı aşkın cumhurbaşkanlığı boşluğunun ardından Lübnan'ın 14. Cumhurbaşkanı seçildi.
Avn, 13 Ocak'ta Uluslararası Adalet Divanı Başkanı Nevvaf Selam'ı hükümeti kurmakla görevlendirdi.
26 Şubat'ta mecliste 128 milletvekilinden 95'inin desteğiyle güvenoyu alan Selam hükümeti, "reform ve kurtuluş kabinesi" olarak adlandırıldı.
Hükümet programında önceki dönemlerde yer alan "direniş" ifadesi çıkarılarak yerine ülkenin "kendini savunma hakkına sahip olduğu" ifadesi eklendi.
Hükümetin öncelikleri arasında İsrail işgalini sonlandırmak ve "silah tekeli" kurmak yer aldı.
Devam eden ihlaller
Ateşkes anlaşmasının 60 günlük çekilme şartı baştan itibaren sorunlu işledi.
İsrail ordusu, 24 Ocak'ta çekilme sürecinin 60 günden fazla sürdüğünü öne sürerek tam çekilmeyi tamamlayamayacağını duyurdu. ABD, ateşkesin 18 Şubat'a kadar uzatıldığını bildirdi.
İsrail ordusu, çekilme süresinin son gününde de Nebatiye'ye bağlı ilçelerde ev patlatma, yolları tahrip etme ve ateş açma gibi ihlallerini sürdürdü.
Şubat 2025'te kısmi çekilme gerçekleştirildi. Ancak İsrail, Hamamis Tepesi, Aziyye Tepesi, Uveyda Tepesi, Balat Dağı ve Lebbune Tepesi olmak üzere sınır hattı boyunca stratejik gördüğü 5 noktada varlığını sürdürdü.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, bu noktaları "tampon bölge" olarak tanımlayarak ordunun Hizbullah'a yönelik saldırılarını tüm gücüyle sürdüreceğini açıkladı.
Lübnan ordusu ise İsrail'in çekildiği 11 beldede konuşlanarak Litani Nehri'nin güneyindeki hudutlarda kontrolü sağladığını duyurdu.
Hizbullah'ın silahsızlandırılması süreci yıl boyunca gündemin merkezinde kaldı.
5 Ağustos'ta toplanan Bakanlar Kurulu, silahların devlet tekelinde toplanmasına yönelik bir plan hazırlaması için Lübnan ordusunu görevlendirdi.
Ordu, eylül ayında 5 aşamalı bir plan sundu. Buna göre, planın ilk aşaması Litani Nehri'nin güneyindeki silahların yıl sonuna kadar toplanmasını öngörüyordu.
2025 boyunca ateşkes kâğıt üzerinde sürerken İsrail'in saldırıları hiç durmadı.
İsrailli Alma Eğitim ve Araştırma Merkezi'nin raporuna göre İsrail ordusu, ateşkesin yürürlüğe girdiği 27 Kasım 2024'ten itibaren bir yıl boyunca Lübnan'a 669 dalga halinde hava saldırısı düzenledi.
Ekim-Kasım 2025'te ise saldırılar önceki aylara kıyasla belirgin biçimde yoğunlaştı.
Lübnan resmi haber ajansı NNA'nın haberine göre İsrail savaş uçakları, güneydeki Nebatiye, Sayda, Mercayun ve Bint Cubeyl ile doğudaki Baalbek'i hedef aldı, saldırıların bazıları taş ocaklarını ve çimento fabrikalarını vurdu.
Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) Komutanı Diodato Abagnara, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarıyla ateşkesi açıkça ve sürekli ihlal ettiğini belirtti.
UNIFIL'in 20 Kasım'daki açıklamasına göre, bir yıl önce varılan ateşkes en az 7 bin 500 kez havadan, 2 bin 500 kez karadan ihlal edildi.
Bunun yanı sıra, İsrail'in saldırıları barış gücünü de doğrudan hedef aldı.
26 Ekim'de İsrail'e ait bir İHA, Nebatiye'ye bağlı Kefr Kila kasabası yakınlarında UNIFIL devriyesine bomba attı, kısa süre sonra bir tank barış gücü askerlerine ateş açtı.
16 Kasım'da ise İsrail'e ait bir Merkava tankı UNIFIL askerlerini hedef aldı. İsrail ordusu askerlere ateş açtığını kabul etti.
UNIFIL ayrıca 14 Kasım'daki açıklamasında, İsrail ordusunun ekim ve kasım aylarında "Mavi Hat" olarak bilinen sınırı geçerek Lübnan toprakları içinde 2 beton duvar inşa ettiğini duyurdu.
İran - İsrail savaşının gölgesi
Bu tırmanmanın arka planında belirleyici bir bölgesel gelişme yer alıyordu.
13 Haziran 2025'te İsrail, İran'ın nükleer tesislerini ve askeri komuta kademesini hedef alan saldırılar başlattı.
Saldırılarda aralarında Genelkurmay Başkanı, Devrim Muhafızları Komutanı, Hava ve Uzay Kuvvetleri Komutanı ile nükleer bilim insanlarının da bulunduğu çok sayıda üst düzey isim hayatını kaybetti.
İran, karşılık olarak İsrail'e füze ve İHA'larla saldırdı. ABD'nin de müdahil olduğu ve 12 gün süren çatışma, 24 Haziran'da yürürlüğe giren ateşkesle sona erdi.
Çatışma, Lübnan hattını da doğrudan gerdi. Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, "İsrail saldırılarını durdurmak için İran'ın yanında yer almanın görev olduğunu" açıklarken İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Hizbullah'ı çatışmaya katılmaması konusunda uyararak "saldırı düzenlemeleri halinde Hizbullah'ı yok edeceklerini" savundu.
Ateşkesi sarsan suikast
Kasım 2025'te gerilim yeni bir aşamaya geçti.
İsrail, 23 Kasım'da Beyrut'un Dahiye bölgesine düzenlediği hava saldırısında Hizbullah'ın askeri kanadının lideri Heysem Ali Tabatabai'yi hedef aldı.
İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, Tabatabai'nin 27 Kasım 2024 ateşkesinden bu yana askeri kanadın lideri olarak faaliyet yürüttüğünü ve 2016'dan beri ABD'nin yaptırım listesinde yer aldığını öne sürdü.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırıda 5 kişinin hayatını kaybettiğini, 28 kişinin yaralandığını açıkladı.
Lübnan Cumhurbaşkanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre Cumhurbaşkanı Joseph Avn, saldırıyla İsrail'in ateşkes çağrılarını ve uluslararası anlaşmaları umursamadığını gösterdiğini belirterek, uluslararası topluma İsrail'in saldırganlığına karşı güçlü ve ciddi biçimde müdahale etme çağrısı yaptı.
Kasım 2025'teki suikastla tırmanan gerilim, kış aylarında da düşmedi.
İsrail ile Lübnan, 3 Aralık 2025'te Ateşkesi Denetleme Komitesi toplantılarına karşılıklı olarak sivil temsilci gönderme kararı aldı.
Son olarak 19 Aralık'ta Nakura beldesinde toplanan komitenin 7 Ocak'ta yeniden bir araya gelmesi planlandı.
Ancak silahsızlandırma sürecinde somut ilerleme sağlanamadı; İsrail, anlaşmadaki yükümlülüklerini reddederek 3 Şubat'ta başlaması gereken ikinci aşama müzakerelerinden kaçındı.
Bu süreçte İsrail'in güneydeki İHA ve hava saldırıları da aralıksız sürdü. 25 Şubat 2026'da Başbakan Nevvaf Selam, hükümetinin güvenoyu almasının birinci yılı dolayısıyla yaptığı konuşmada "Lübnan'ın yeni bir maceraya ya da savaşa sürüklenmesine izin vermeyeceklerini" vurguladı.
28 Şubat 2026'da ABD ve İsrail, İran'a geniş çaplı askeri saldırı başlattı.
Saldırılarda İran lideri Ali Hamaney'in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkili hayatını kaybetti.
Bölgesel çatışmanın bu yeni boyutu, Lübnan cephesine de doğrudan yansıdı.
2 Mart'ta İsrail ordusu, Lübnan'dan füze atıldığını tespit ettiğini ve ülkenin kuzeyinde sirenlerin devreye girdiğini açıkladı.
İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, Hizbullah'ın roket saldırıları düzenlediğini öne sürerek İsrail Hava Kuvvetlerinin Lübnan genelinde Hizbullah noktalarını hedef aldığını duyurdu.
Hizbullah ise saldırılarını "Lübnan'ı ve halkını savunmak, İsrail'in ateşkes ihlallerine karşılık vermek amacıyla" düzenlediğini açıkladı.
Lübnan-İran ilişkilerinde gerilim
İsrail'in 2 Mart 2026 sonrası Lübnan'a yönelik saldırılarını şiddetlendirmesiyle birlikte Beyrut ile Tahran arasındaki diplomatik ilişkilerde de ciddi bir kriz baş gösterdi.
Lübnan yönetimi, İran'ın Hizbullah'a verdiği desteğin ülkeyi bölgesel çatışmaların içine çektiğini savunarak Tahran'ı iç işlerine müdahale etmekle suçladı.
Bu doğrultuda Lübnan Dışişleri Bakanlığı, 24 Mart'ta İran'ın Beyrut Büyükelçisi Muhammed Rıza Şeybani'yi "istenmeyen kişi" ilan ederek ülkeyi terk etmesi için 29 Mart'a kadar süre tanıdı ve İran vatandaşlarına vize uygulaması başlattı.
Cumhurbaşkanı Joseph Avn, İran ile karşılıklı saygıya dayalı iyi ilişkiler kurmak istediklerini ancak Tahran'ın Lübnan'ın iç işlerine müdahale etmemesi gerektiğini belirtirken; Başbakan Nevvaf Selam da İran'a "Bölgeyi ve halkını müzakerelerde şartlarınızı iyileştirmek için kullanılan bir koz olarak görmekten vazgeçin" çağrısında bulundu.
Beyrut bombalandı, 1 milyon kişi yerinden edildi
İsrail ordusu, havadan ve denizden yoğun saldırılar düzenlediği Lübnan'da kara işgalini genişletme kararı aldı.
Sosyal İşler Bakanı Hanin es-Seyyid, İsrail'in işgali ve saldırıları nedeniyle ülkede zorla yerinden edilenlerin sayısının 1 milyon 162 bini geçtiğini açıkladı.
Sağlık tesisleri ve ambulanslar da saldırıların hedefi oldu. Hayatını kaybeden sağlık çalışanı sayısı 108'e, yaralanan sağlık çalışanı sayısı 249'a yükseldi.
Çatışmanın bu evresinde Hizbullah, ateşkes ihlallerine misilleme stratejisi kapsamında fiber optik kablolu kamikaze insansız hava araçları kullanmaya başladı.
Fiziksel kabloyla yönlendirildikleri için sinyal karıştırmaya kapalı olan bu İHA'lar, İsrail'in elektronik savunma sistemlerini etkisiz bıraktı.
Örgüt, güneydeki işgal altındaki bölgelerde bulunan İsrail askerlerini, askeri araçları ve sınır hattındaki noktaları bu araçlarla hedef aldı.
26 Nisan'da Tayba kasabası yakınlarında İsrail'e ait bir askeri aracı vurması bu saldırıların öne çıkan örneklerinden biri oldu.
Hizbullah ayrıca Demir Kubbe hava savunma sisteminin füze rampasını FPV insansız hava aracıyla hedef alan görüntüleri paylaştı.
İsrail, bu süreçte Beyrut’un Dahiye bölgesinin yanı sıra ülkenin güneyindeki Sur ve Nebatiye gibi kent merkezlerine de saldırı tehditleri yayınlayarak halktan evlerini terk etmelerini istedi.
İlan edilen her ateşkesle birlikte aileler temkinli bir şekilde evlerine geri dönmeye çalışsa da, ateşkes ihlalleri ve devam eden sürgün emirleri nedeniyle defalarca göç etmek zorunda kaldı.
Yoğun saldırılarla hedef alınan bu beldeler harabeye döndü.
Sivil ve kültürel altyapıya verilen zarar
İsrail'in saldırılarında uluslararası hukukta yasaklı silahların kullanımı da kayıt altına alındı.
İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), İsrail ordusunun 3 Mart'ta Lübnan'ın güneyindeki Yuhmur eş-Şakif beldesinde yerleşim bölgesindeki evlere topçu atışıyla beyaz fosfor mühimmatı kullanarak yasa dışı bir saldırı düzenlediğini açıkladı.
Örgütün araştırmacısı Remzi Kays, fosforun sivil bölgelerde kullanımının ağır sonuçlar doğuracağı uyarısında bulundu.
İsrail ordusu ayrıca ateşkese rağmen güneyde 50'den fazla yapıyı patlayıcılarla yıktı.
Saldırılar dini ve kültürel mirası da hedef aldı.
İsrail yönetimi, 28 Şubat 2026'da İran'a başlattığı saldırılarla eş zamanlı olarak işgal altındaki Doğu Kudüs'te Mescid-i Aksa ile Hristiyanlık için en önemli mekânlardan Kıyamet Kilisesi'ni kapattı.
Bir İsrail askerinin Lübnan'ın güneyindeki bir beldede Hazreti İsa'yı simgeleyen heykeli parçaladığı görüntüler kayıtlara geçti.
İsrail ordusu, 8 Nisan 2026'da 10 dakika içerisinde Lübnan’da Beyrut, ülkenin güneyi ve Bekaa bölgelerinde 100’den fazla noktaya eş zamanlı hava saldırıları düzenledi.
Hayatını kaybedenlerin sayısının daha sonra 350’ye ulaştığı bu büyük saldırı dalgası sonrası ülkede "kara gün" ilan edildi ve söz konusu tarih "Kara Çarşamba" olarak kayıtlara geçti.
ABD arabuluculuğuyla 17 Nisan 2026'da 10 günlük geçici ateşkes yürürlüğe girdi.
ABD Başkanı Donald Trump, 24 Nisan'da ateşkesin 3 hafta daha uzatıldığını duyurdu.
14-15 Mayıs'ta gerçekleştirilen üçüncü tur görüşmeler sonucunda ateşkes 17 Mayıs itibarıyla 45 gün uzatıldı. Haziran ayı başında dördüncü tur görüşmelerin yapılması kararlaştırıldı.
Ancak ateşkes boyunca saldırılar durmadı. İsrail ordusu güneydeki hava saldırıları ve ev yıkımlarını sürdürdü.
Başbakan Netanyahu, ordunun "Sarı Hat" olarak adlandırılan bölgenin ötesine kara saldırılarını genişlettiğini açıkladı.
Hizbullah da ateşkes ihlallerini gerekçe göstererek İsrail mevzilerine saldırılarını sürdürdü.
Taraflar müzakere masasına birbirinden uzak önceliklerle geldi.
Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, İsrail Lübnan topraklarından çekilene kadar savaşmaya devam edeceklerini söyleyerek ateşkesi reddetti. Güçlerin güneyden çekilmesinin "teslimiyet ve yenilgi" anlamına geleceğini savundu.
Cumhurbaşkanı Joseph Avn ise şartlı ateşkesin, nihai ve kapsamlı ateşkese varılması için "son fırsat" olduğunu belirtti.
İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyinde işgal altında tuttuğu “Sarı Hat”ın ötesine geçerek kara saldırılarına başladı ve onlarca sınır beldesini işgal etti.
İsrail Savunma Bakanı, ordu birliklerinin bulunduğu stratejik noktalardaki işgalin süreceğini ve özellikle Şakif Kalesi'nin yer aldığı stratejik tepede işgalin kalıcı olacağını açıkladı.
İsrail ordusunun bu bölgelerde başlattığı yıkım faaliyetleri ve evleri yerle bir etmesi, "Gazze'de yürütülen yıkım ve saldırıların aynısının Lübnan'ın güneyinde de tekrarlandığı" şeklinde değerlendirildi.
ABD'nin başkenti Washington'da İsrail ile Lübnan arasında yürütülen doğrudan müzakerelerin 5. tur görüşmelerinin ardından Lübnan ve İsrail arasında çerçeve anlaşması imzalandı.
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, ABD'nin başkenti Washington'da İsrail ile Lübnan arasında yürütülen doğrudan müzakerelerin 5. turunun ardından imzalanan çerçeve anlaşmasının, ülkenin egemenliğini tüm topraklarında yeniden tesis etme yolunda "ilk adım" olduğunu belirtti.
Öte yandan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD arabuluculuğunda Lübnan ile imzaladıkları çerçeve anlaşmanın ardından "Hizbullah silahsızlandırılmadığı ve İsrail'e yönelik tehdit sürdüğü müddetçe" Lübnan'ın güneyindeki işgali sürdüreceklerini savundu.
Lübnanlı yetkililerin bir başarı olarak gördükleri anlaşmayı "aşağılayıcı ve yok hükmünde" kabul ettiklerini söyleyen Hizbullah lideri Naim Kasım ise, anlaşmanın bir "yüz karası" ve "egemenlikten taviz vermek" anlamına geldiğini vurguladı.
Savaşın Lübnan'a ekonomik maliyeti de ağır oldu.
Dünya Bankası'nın 8 Ekim 2023 – 20 Aralık 2024 dönemini kapsayan raporuna göre çatışmanın ülkeye toplam maliyeti 14 milyar dolar olarak hesaplanmış, yeniden inşa için 11 milyar dolara ihtiyaç duyulduğu tahmin edilmişti.
Süregelen saldırılar ve işgal, özellikle ülkenin güneyinde tabloyu daha da ağırlaştırdı. Sınır hattındaki beldelerde altyapı büyük ölçüde tahrip olurken tarım ve hayvancılık faaliyetleri durma noktasına geldi.
İsrail'in, çiftçilerin sınır hattına yakın tarım arazilerine erişimini fiilen engellediği, bu alanlara uçaklarla kimyasal püskürttüğü, çobanlara ateş açması nedeniyle hayvanların otlatılmasının zorlaştığı ve artan yem maliyetlerinin üreticileri sıkıştırdığı belirtildi.
Bölge sakinleri, sınır yerleşimlerinin İsrail'in fiili kuşatması altında olduğunu ifade ederken, hükümet desteğinin sağlanamaması halkı bölgeden göçe itti.
Güneydeki yıkım
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Lübnan Ulusal Bilimsel Araştırmalar Konseyi'nin Litani Nehri'nin güneyinde kalan (Bint Cubeyl, Mercayun, Nebatiye, Sur ve Sayda) bölgeleri kapsayan hızlı hasar değerlendirmesine göre, bu bölgelerdeki binalarda meydana gelen doğrudan hasarın toplam maliyeti yaklaşık 1,38 milyar dolar olarak hesaplandı.
Raporda ayrıca, güneydeki yıkım kaynaklı moloz hacminin yaklaşık 3,1 milyon metreküpe ulaştığı tespit edildi.
UNIFIL'in belirsizleşen geleceği
Sahadaki belirsizliğe, bölgedeki en önemli denge unsurlarından birinin geleceğine dair soru işaretleri de eklendi.
1978'den bu yana Lübnan-İsrail sınırında tampon görevi gören UNIFIL'in görev süresi, İsrail ve ABD'nin görev süresinin yenilenmesine karşı çıkması nedeniyle Aralık 2026'da sona erecek.
İsrail'in işgal ve saldırılarının ateşkese rağmen güneyde sürdüğü bir dönemde barış gücünün bölgeden çekilme ihtimali, Lübnan-İsrail sınırında bir güç boşluğu oluşturabileceği endişesini beraberinde getiriyor.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

